Pek çok insanın güzel bir pazar günü Kıbrıs’ın muhteşem doğasında gezintiye çıktığı bilinir.
Geçtiğimiz pazar günü hava da güneşli olduğundan bu ritüel tekrarlanmıştır.
Ne var ki, pazartesi mesainin başlangıcında medyaya düşen ilk haberi gören her insan öfke, isyan, şaşkınlık ve daha bir çok olumsuz duygu seline kapıldı.
Çünkü, Kıbrıs doğasının en güzel, en istisnai, en bakir toprakları olan Karpaz'da, o güzel doğada hür bir şekilde yaşayan eşeklerden tam on dört tanesi hunharca öldürülmüştü. Av tüfeği ile yakın mesafeden katledilen bu hayvanların görüntüsü haklı olarak insan olan herkeste infial yarattı.
Aslında, Karpaz’da yaşayan, özel sahibi olmayan, bu nedenle de kamusal nitelik taşıyan eşeklerin Kuzey Kıbrıs’ın simgesi haline geldiği bilinir.
Zaten, başka ülkelerdeki hem cinslerinden epeyce büyük ve cüsseli olan Kıbrıs eşeklerinin tarihsel olarak da haklı bir ünü var.
Geçmişte, Kıbrıs’ın tarım toplumu olduğu günlerde sahipleri tarafından özenle beslenen ve büyütülen eşekler, çalışkan köylülerin en yakın yardımcıları idi.
Ne var ki, Kıbrıs Türk toplumu çiftçilikten memurluğa evrilince, artık köylerde bile eşek görmek istisna bir durum haline geldi. O yüzden ülkedeki eşek popülasyonunun esas yaşadığı yer, katliamın da yaşandığı Karpaz yarımadası.
Geçmişte sayımları da yapılan ve daha rahat, daha kolay, çevre ile dost yaşamaları için ciddi çaba sarfedilen Karpaz eşekleri ile ilgili tartışmalar aslında yeni değil.
Nitekim, eşeklerin doğal ortamda, en iyi şekilde yaşaması için o bölge özel çevre koruma bölgesi de ilan edildi.
Merkezi yönetimi oluşturan Çevre dairesi ile Dipkarpaz belediyesinin işbirliğini gerektiren bir model denendi ama bu ‘katliam’ vesilesiyle anlaşılıyor ki bu model çok da başarılı bir şekilde yürütülemiyor. İşin içine sivil toplum örgütleri de dahil edilerek yeni bir model üzerinde çalışıldığı açıklandı.
Tabii, bu katliamdan da anlaşılacağı gibi, ülkedeki herkes eşekleri dost olarak görmüyor. Hür eşeklerin bariyerlerle kendilerine ayrılan alanı geçip tarım arazilerine zarar verebildikleri de olabiliyor. O nedenle bölgede çiftçilik yapanların eşeklere mesafeli olduğu sır değil.
Katliamın failleri polisce herhalde bulunacak ama bu katliamı bölge insanının yapmayacağı şimdiden söylenebilir. Çünkü ekip biçen, üreten insanın kendi tarlalarına zarar verebilse bile bu tip bir faaliyete girişmesi beklenmez.
Böyle bir katliamı ancak insanlıktan nasibini almamış, başka yerde olması gerekirken dışarda gezdiği anlaşılan psikopatlar yapabilir. Bunlar da bulunup en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Ama bu yetmez. Devlet, daha doğrusu onu yönettiği iddiasında olanlar, hiç zaman kaybetmeksizin, o bölgenin doğru dürüst yönetilmesi için gerekeni yapmalıdır.
Yapmazlarsa, insanların siz ‘eşek başı’ mısınız diyen sorularıyla muhatap olacaklardır.